Üyelik Girişi
Ürün ve Hizmetler
Site Haritası
Takvim
BALÇ: Yeni Devrimsel Süper Hammadde

Anasayfa


    Hitit Savaşçıları-Tanrı Figürleri Rölyef (Urartu da) - (Hittite Warriors-God Figures-Relief)-Urartu

   
Ürün Kodu : RL-H-002-Art work
Üretici : Unique-Birici.MKonsept Mob. P.
Fiyat : 35 TL (KDV Hariç)
Ürün Özellikleri
A-4 Rölyef Hititlere-Urartulara ait Hitit Savaşçıları-Tanrı Figürleri beton alçı (Hittite/Urartu Warrior-God Figure Relief 15 cm x 25 cm) c. gypsum
 Sipariş        Detaylar
 
 
Detaylar

 


 

 

 


 

HititlerEtiler veya Hitit İmparatorluğuAntik Çağ'da Anadolu coğrafyasında devlet kurmuş önemli uygarlıklardan biridir. Kullandıkları dil Hint-Avrupa ailesine dahil olmaktadır. MÖ. 2000 yıllarında Anadolu'ya göç ederek yerli Hatti beylikleri üzerinde hakimiyet kurdukları bilinmektedir.

Anadolu Yarımadası'nın bugün için bilinen en eski adı Hattuşaş Ülkesi idi ve bu topraklar 1500 yıl boyunca Hatti Ülkesi olarak bilindi. Bu ad o kadar yerleşmişti ki Anadolu'yu istila eden Hititler bile yeni yurtlarından söz ederken Hatti Ülkesi deyimini kullanmışlardır. Oysa sonradan yine tabletlerden öğrenildiğine göre, söz konusu Hind-Avrupalı halk kendini Nesice konuşan Nesililer olarak anıyordu. Ancak Hitit biçimindeki adlandırma, Eskiçağ tarihi çevrelerinde yayıldığı için onu değiştirmek güç olurdu. Zaten filologlar söz konusu Hind-Avrupalı kavim için Hatti sözcüğünü olduğu gibi almayıp, onun Ahd-i Atik'de zikredilen "Heth" ve "Hittim" şeklinden esinlenerek Almanca Die Hethiterİngilizce The HittitesFransızca Les Hittites ve İtalyancaGli Ittiti deyimlerini üretmişlerdir. Türkçede ise önceleri Eti sözcüğü kullanıldı, şimdi ise Hitit deyimi yerleşmiştir.

Hattuşaş Yazılıkaya'da bulunan Hitit Kralı IV. IV. Tuthaliya'nın Rölyefi

Anadolu'ya geliş yönleri arasında, Kafkasya üzerinden, Çanakkale Boğazı'ndan ya da Karadeniz'den olmalıdır. En genel kabul gören görüş, Kafkasya üzerinden Anadolu'ya indikleri yönündedir. Tarihteki ilk kralları Kuşşara kralı LeonUgur'dır. İlk yerleşim yerleri ise Hattuşaş'dır. Pithana'nın oğlu Anittazamanında başkentleri Neşa (Kaniş-Kültepe) olmuştur. Anitta, Hitit krallığının başkenti olan Hattuşaş'ı (Boğazköy), çok büyük hazineleri olduğunu tahmin ederek kuşatmış fakat şehirde herhangi bir şey bulamayınca kızarak şehri tamamen yakıp yıkmış ve ünlü lanetini savurmuştur: “Geceleyin yaptığım bir saldırı ile şehri aldım. Yerine yaban otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuşaş’ı yeniden iskan ederse gökyüzünün (Fırtına Tanrısı’nın) laneti üzerinde olsun." Daha sonra Anitta'nın soyundan gelen torunu Hattuşaş'ı bu kez Hitit krallığının başkenti yapacak ve kendisine de "Hattuşili" adını verecektir. Hattuşaş Antik Kalıntıları bugün UNESCO'nun Dünya Kültür Mirasları listesinde yer almaktadır. Hititler yerli halkın ekonomik ve kültürel etkilerinden etkilenerek dil ve dinlerini benimsemiş ve ırklarını Hatti ırkının içinde eritmişlerdir.

Hititler, Asurluların Anadolu’ dan çıkmak zorunda kalmasıyla devlet idaresini ellerine almışlardır. Anadolu’nun yerli halkıyla kaynaşıp Hitit Devleti’ni kurmuşlardır. Bu devletin kurucusu Labarna‘dır. Başkenti ise Hattuşaş’ dır. (Boğazköy). Hitit tarihi MÖ 1650 - MÖ 1450 Eski Krallık Devri ve MÖ 1450 - MÖ 1200 İmparatorluk Devri olmak üzere iki safhada incelenir. Hitit Devleti'nin kuruluşundan itibaren, sanattaki Mezopotamya'lı unsurlar kaybolarak, Anadolu'nun yerli sanatıyla birleşmiştir. Sanatta, boyutları büyümüş anıtsal eserler ortaya çıkmıştır. Mabetler, saraylar, sosyal yapılar, kaya kabartmaları ve orthostatlarla (bina cephelerinde alt sırada yer alan kabartmalı taşlar) önceki sanattan ayrılır. Aslında Hattiler'e ait olmasına rağmen Hitit Güneş Kursu olarak anılan törensel nesne, Hititlerin sembolü kabul edilir.

Hitit Siyasi Tarihi 

Günümüzde Boğazköy’de bulunan Hattuşaş’taki Aslanlı Kapı.

MÖ 1800 yılları, Anadolu tarihinin başlangıcı yerli aglutinant dil grubuna ait Hattiler ve Hint Avrupalı Hititler hakkında ilk bilgilerin edinildiği dönemdir. Bu çağ, Hitit kültürünün başlangıç ve gelişme aşamalarının kaynağıdır.M.Ö 2500-2000 yılları arasında Kuzey Kapadokya ve Orta Karadeniz Bölümü’nde gelişmiş kültürün temsilcisiHattiler’di.

Şehir devletleri tarafından yönetilen bu bölgenin müstahkem şehirleri, kral mezarları, hazineleri, Hatti kültürünün simgeleridir. MÖ 2000 yılları sonlarında büyük savaşlar sonucunda çıkan yangınlarla sona eren bu çağı, Asur Ticaret Kolonileri Çağı izler. Yazılı kaynaklardan Hititlerin, Anadolu'ya MÖ 3. binin son yıllarında, 2. binin başında küçük gruplar halinde, girmeye başladıkları ihtimali çıkmaktadır. Hititler'in Anadolu’ya Kuzey Karadeniz üzerinden veya kuzeydoğudan, Kafkaslar üzerinden geldikleri ve Kızılırmak kavisinin kuzey kesimine yerleşmiş oldukları değerlendirilmektedir.

Yazılıkaya'da IV. Tuthaliyakabartması. Sol eliyle ucu spiral biçimli asasını tutmaktadır, sağ elinin üzerindeki edikulası'nda kanatlı güneş sembolü çift güneşli olarak yapılmıştır.

Hitit Beylikler Dönemi 

Birbirini izleyen akınlarla Orta Anadolu içlerine yayılan Hititler, zamanla etki alanlarını genişletmişler, Hattili Prenslerin arazilerine hakim olmuşlardır. Asur Ticaret Kolonilerinin geç evresinde (MÖ 1800- MÖ 1730) Kuşşara Kralı Pithana ve oğlu Anitta tarih sahnesine çıktılar. Onlar Hitit diline Nesice adını veren Kaniş/Neşa’yi zaptedip krallığın ilk merkezi yaptılar. MÖ 1700'lerde Kuşşara kralı Anitta, Hatti Kralı Pijusti’yi yenip şehrini tahrip ettiğini anlatmaktadır: "Geceleyin yaptığım bir saldırı ile şehri aldım. Yerine yaban otu ektim. Benden sonra her kim kral olur ve Hattuş’u yeniden iskan ederse gökyüzünün (Fırtına Tanrısı’nın) laneti üzerinde olsun."

Eski Krallık 

Boğazköy'de bulunan bronz Hitit tableti.

Hattuşaş MÖ 17. yüzyılın ikinci yarısında, Hitit Kralı I. Hattuşili tarafından başkent olarak seçilir. Eski Hitit Devleti’nin kurucusu I. Hattuşili Kızılırmak kavisi içindeki çekirdek ülkede birliği sağladıktan sonra, Kuzey Suriye ve Yukarı Fırat Bölgesi’nde Hurri Ülkesine karşı yönettiği akınlarla, kendisini izleyecek Hitit Krallarına bir Dünya devleti olma amacının işaretini veriyordu. Murşili istilalara güneyde devam ederek veSuriye’deki şehir devletlerini devreden çıkartarak, Mezopotamya ticaret yollarını kontrol altına aldı. Halepele geçirildi ve ordu Babil’e kadar ilerleyerek Hammurabi hanedanlığına son verdi. Ancak, I. Murşili’ninHantili tarafından öldürülmesi bir karışıklık dönemi getirir. Hantili idareyi ele aldıysa da o da öldürüldü.Hantili’den sonra tahta geçen I. Zidanta ve I. Huzziya’da Hantili ile aynı kaderi paylaşarak öldürüldüler. Bu dönemde Hitit devleti, Torosların güneyindeki ülkeleri, Güney ve Güneydoğu Anadolu’daki diğer bölgeleri yeniden Mitanni Krallığı’na kaptırdı. Telipinu tahta geçince, saraydaki kan davalarını durdurmayı başardı. Önceki kralların uzak bölgelere yaptıkları seferleri durdurarak, Anadolu’yu kendi içinde tutarlı bir idari teşkilat altına almaya çalıştı. Bu amaçla eyalet sistemini kurdu. Telipinu fermanı olarak bilinen fermanı yayınlayarak, taht verasetini belli kurallara bağladı.

Orta Krallık 

MÖ 1290 yılında Hitit İmparatorluğu haritası

Geleneksel Hitit tarihi çağ ayrımına göre, Telipinu devrini Orta Krallık adı verilen dönem izler. Aynı zamanda I. Tuthaliya Hititlerin amansız düşmanı Kaşkalar’la da başetmek zorunda kalmıştır. Metinlerde Tuthaliya zamanında, Fırat’ın yukarı yatağında kalan bölgelere ve Kuzey Mezopotamya’da Hurrilere karşı yapılan askeri harekatlardan söz edilmektedir. Bu başarılarla I. Tuthaliya’nın Hatti ülkesinde krallığın gücünü yeniden sağladığı anlaşılmaktadır. Ancak I. Tuthaliya’nın hükümdarlık alanı genelde Anadolu ile sınırlı kalmıştır.

"Hattice" yazı

I. Şuppiluliuma tahta geçince, öncelikle Anadolu’ daki hakimiyetini sağlamlaştırmıştır. Daha sonra Suriye ve Kuzey Mezopotamya'nın bazı bölgelerini Hitit Krallığı’na katmıştır. Kaşkalarla savaşmış, Ugarit Kralı II. Nigmedu ile bir anlaşma yapmıştır. Şuppiluliuma Mısır'da Tutankhamon'un ölümünden sonra çıkan çatışmaları fırsat bilmiş, Karkamış’ı alarak Mitanni Krallığı'na son vermiştir. II. Murşili’nin, Anadolu’nun kuzeyindeki ve batısındaki seferleri, Hitit çekirdek ülkesinde vebanın hüküm sürdüğü ve giderek artan Asur etkisiyle Suriye’de huzursuzlukların yaşandığı bir döneme rastlamıştır.

Büyük Krallık Dönemi 

Babası Murşili’nin ardından fazla zorluk çekmeden tahta geçen XXI. Muvattalli, yirmi yıldan fazla ’’Büyük Kral’’ olarak hüküm sürmüştür. O’ nun küçük kardeşi Hattuşili, askeri birliklerin başı, saray memuru, kuzey sınırının sürekli huzursuz bölgelerinde ve Hattuşa’da Vali olarak Hükümdara birçok alanda hizmet vermiştir. Bu dönemde Muvattalli sarayını, Tanrı ve atalarının heykelleri ile birlikte Hattuşa’dan Tarhuntaşşa’ya taşımıştır. Muvattalli zamanında Orta Suriye’deki Amurru bölgesi nedeniyle, Hititler’in anlaşmazlığa düştüğü ülke Mısır’dı. Bu anlaşmazlık Kadeş Savaşı’na yol açtı.(M.Ö. 1280)

Günümüzde Mısır’daki AbydosLuksorAbu Simbel’in duvarları ve Ramsesseum’un pylonlarının üzerindeki kabartmalarda, Yakındoğu’nun geçmişindeki en ünlü savaşlardan biri olan Kadeş Savaşı’nın tasviri görülmektedir. Kabartmalara II. Ramses’in Hitit Kralı II. Muvattalli’yi yenerek elde ettiği zaferin kutlandığı hiyeroglif metinler eşlik etmektedir. Firavun çok iyi hazırlanarak savaş alanında bizzat bulunmasına rağmen, savaşın asıl galibi Hititler olmuştur. Amurru yeniden Hitit yönetimi altına girmiş, ayrılıkçı yerel kral Benteşina ise Anadolu’ya sürülmüş, Kadeş Kalesi Hitit denetiminde kalmıştır.

Hitit İmparatorluğu'nun son bilinen kralı II. Şuppiluliuma'nın rölyefi.

Büyük Kral II. Muvattalli öldüğünde, eski bir kurala uyulmuş ve imparatorluğun en güçlü adamı olan kardeşi Hattuşili yerine, oğlu III. Murşili/Urhi-Teşup tahta geçmiştir. O, başkenti Tarhuntaşşa’dan, yeniden Hattuşa’ya taşımıştır. Bölgede II. Muvattalli döneminden ve Kadeş Savaşı’ndan bu yana II. Ramses hüküm sürmekteydi. Hattuşili Asur ve Babil Hükümdarları ile olduğu gibi, II. Ramses ile de hükümdarlar arasındaki olağan ilişkilerini sürdürmüştür. I. Şuppiluliuma’dan beri süregelen savaş durumunu sona erdirmiş ve Mısır ile barış antlaşmasını imzalamıştır. Antlaşma Hattuşa’ da ortaya çıkarılan ve günümüzde İstanbul Arkeoloji Müzesinde bulunan kil tabletten anlaşılmaktadır. Akadca yazılmıştır. Ayrıca Mısır-Karnak Ramesseum’ da da Mısır hiyeroglifi ile kaleme alınmış kopyaları görülmektedir. II. Ramses ile yapılan barış antlaşması, Hattuşili’ nin hükümdarlık döneminde ulaştığı bir zirvedir. Bu başarı kendisinin rakipleri Asur ve Babil ile Ege’deki rakibi Ahhiyava karşısındaki konumunu güçlendirmiştir.

Kurallara uygun olmaksızın tahta çıkmış olmasına rağmen, III. Hattuşili önemli politik başarılar ve uluslararası takdir kazanmıştı; ancak Hattuşa’da tahtına çıkacak kişi ile ilgili düzenlemeyi yapmak da kendisi için önemliydi. Önceden seçilen varisten vazgeçilmiş ve yerine Prens IV. Tuthaliya seçilmişti. Tuthaliya tahta çıktıktan sonra, Tarhuntaşşa Kralı Kurunta ile antlaşma yapmış ve Tarhuntaşşa ülkesinin sınırları yeniden çizilmiştir. II. Muvattali’nin oğlu olarak hanedandan gelen Krala, imparatorluk hiyerarşisi içinde Karkamış Kralı ile aynı düzeyde yer verilmiştir.

Bir Hitit arslanı, İstanbul Arkeoloji Müzesi

Hitit İmparatorluğu’nun bilinen son hükümdarı IV. Tuthaliya’nın oğlu II. Şuppiluliuma, başgösteren yiyecek sıkıntısıyla daha da gerginleşen duruma rağmen bazı askeri başarılar elde etmiştir. Hattuşa’da bugün Güneykale olarak adlandırılan kesimdeki bir yazıtta, II. Şuppiluliuma’ nın askeri birliklerinin Orta ve Güneybatı Anadolu’da başarıyla savaştığından, Tarhuntaşşa’da da hükümdarın yeniden otorite kurduğundan söz edilir. Çivi yazılı belgeler de, Kargamış Kralı ve doğrudan Büyük Kral tarafından denetlenen Alaşiya (Kıbrıs) ülkesiyle antlaşma yapıldığı belirtilir.

Çöküş ve Geç Hitit Beylikler Dönemi 

Hitit İmparatorluğu’nun MÖ 1200'den kısa bir süre sonra yıkılma nedeni halen tam olarak anlaşılamamıştır. İmparatorluğun yıkılmasına çeşitli etkenlerin neden olduğu değerlendirilmektedir. Son büyük kralın hüküm sürdüğü dönemde, halk içinde huzursuzluklar ve Hitit aristokrasisinde giderek artan çatışmalar başgöstermiştir. Hitit Devletinin ayakta olduğu son yıllara tarihlenen yazılı kaynaklar, sefalet içinde olduğu belirtilen Anadolu’ya Suriye ve Mısır’dan büyük miktarlarda tahıl sevk edildiğini kanıtlamaktadır. Aynı zamanda Anadolu’daki huzursuzluklar ve Suriye üzerindeki Hitit etkisinin azalması da Hitit İmparatorluğu’nun yıkılmasında neden ya da sonuç olarak değerlendirilmektedir. Çöküş konusundaki bir diğer görüş de 1200 yıllarında batıdan gelen ve Deniz Kavimleri diye adlandırılan toplulukların istilasıdır. İmparatorluk sonrası dönemde hitit kültürü, beylikler ve şehir devletleri tarafında bir süre daha devam ettirilmiştir.

Hitit İmparatorluğu’nun yapısı 

Hitit Devleti, Kral ve üyeleri kraliyet ailesinden gelen kişilerden oluşan politik bir kurumdu. Yönetimin politik organı Pankuş'tur (İmparatorluk Meclisi). Herhangi bir politik sorun olduğunda Pankuş Kral tarafından çağırılmaktaydı. Fakat Pankuş kralı bile denetleme yetkisine sahipti; yani Pankuş, kralın kararları hakkında söz sahibi bir kurul ve böylelikle de onun mutlak hakimiyetinin tek denetleyicisiydi. Pankuşlarda yönetim hakkında kararlar alınıp oy birliğine sunulurdu. Pankuşlar ilk olarak hititlerde yapılan bir imparatorluk meclisidir. Pankuşlarda gerekli ağır gereksiz hafif ceza verilmez. Pankuş yönetiminde (imparatorluk meclisinde) herkes eşit haklara sahip olmaksızın her insan özgürce fikirlerini dile getirebilirdi.

Yazı ve dil

██ Hitit dilinin merkez bölgesi██ Luvi dilinin Anadolu Kolu██ Palaiko yada kısaca Pala dili

Hititçe, bugüne kadar bilinen en eski Hint-Avrupa dilidir. Hitit İmparatorluğu'nda bunun dışında Luvian ve Pala dillerinde olduğu gibi Hititçe’yle az veyâ çok akrabâ olan başka diller de kullanılmaktaydı. Luvca'nın dinsel konularda önemi vardı. Bu dillerle berâber Hititçe, diğer Hint-Avrupa dillerinden kelime hazînesi açısından kısmen farklı olan Hint-Avrupa dillerinin Anadolu kolunu oluşturmaktaydı.

Bunun yanında farklı yazılar da kullanımdaydı. Resmî diplomatik yazışmaları ve saray arşivleri Âsur (Akad) çivi yazısıyla yazılırken kayalardaki kabartmalar ve yazıtlar için Hiyeroglif denilen yazı kullanılırdı. Bugün, bu harflerle yazılan dilin bir Luvca lehçesi olduğu bilinmektedir. Hurrice de önemli bir diplomatik yazışma diliydi ve bilhassa Mittani İmparatorluğu'yla yapılan yazışmalarda kullanılırdı. Hitit çivi yazısının dili Friedrich Hrozny tarafından 1915’te çözülmüş, Hitit hiyeroglif yazısının 1940’lı yıllarda başlayan çözülmesinde ise Helmuth Theodor Bossert’in büyük katkısı olmuştur.

Hitit Dini 

Hittit Boğa Heykeli (Metropolitan Museum of Art).

Hitit dîni çok tanrılı bir dindir; panteonun (tanrılar ailesi) içinde binlerce tanrı ve tanrıça vardır ve bunların pek çoğu diğer kavimlerin dinlerinden alınmıştır. Hititler’de tanrılar, tıpkı insanlar gibidir. Fiziksel şekilleri insan gibi olduğu kadar rûhen de onlarla aynı olup insanlar gibi yerler, içerler, kendilerine iyi bakıldığı sürece insanlara iyilik ederler; ancak ihmâl edildikleri zaman hemen intikam almaya, insanları en acımasız yöntemlerle cezâlandırmaya hazırdırlar. Bir Hitit metni, insanlarla tanrıları birbirleriyle kıyaslamakta ve tanrı-insan ilişkilerini bey-hizmetçi ilişkilerine benzetmektedir.

Hitit devletinin panteonu, Anadolu ve Suriye şehirlerinin çeşitli yerel panteonlarının zamanla bir araya getirilip birleştirilmesinden oluşmuştur. Hitit devletinin başlangıcından îtibâren baş tanrı, fırtına tanrısı Teşup’tur. Kozmik dönemi (kâinâtı) sağlayan, krallığı ve ülkenin düzenini koruyan O'dur. Kral, efendisi adına ülkeyi yönetir.


 

 


 

The Hittites were an ancient Anatolian people, who established an empire at Hattusa in north-central Anatolia around the 18th century BC. This empire reached its height during the mid-14th century BC under Suppiluliuma I, when it encompassed an area that included most of Asia Minor as well as parts of the northern Levant and Upper Mesopotamia. After c. 1180 BC, the empire came to an end during the Bronze Age collapse, splintering into several independent "Neo-Hittite" city-states, some of which survived until the 8th century BC.

The Hittite language was a member of the Anatolian branch of the Indo-European language family. Natively, they referred to their land as Hatti, and to their language as Nesili (the language of Nesa). The conventional name "Hittites" is due to their initial identification with the Biblical Hittites in 19th century archaeology.

Despite the use of "Hatti", the Hittites should be distinguished from the Hattians, an earlier people who inhabited the same region (until the beginning of the 2nd millennium BC) and spoke a language which was part of the Northwest Caucasian languages group known as Hattic.

The Hittite military made successful use of chariots.Although belonging to the Bronze Age, they were the forerunners of theIron Age, developing the manufacture of iron artifacts from as early as the 14th century BC, when letters to foreign rulers reveal the latter's demand for iron goods.

 

Archaeological discovery

Bronze religious standard symbolizing the universe, used by Hittite priests, from theMuseum of Anatolian Civilizations

The Hittites used Mesopotamian cuneiform letters. Archaeological expeditions to Hattusa have discovered entire sets of royal archives in cuneiform tablets, written either in the Semitic Mesopotamian Akkadian language of Assyria and Babylonia, the diplomatic language of the time, or in the various dialects of the Hittite confederation.

Before the discoveries, the only source of information about Hittites had been the Old Testament (see Biblical Hittites). Francis William Newman expressed the critical view, common in the early 19th Century, that, if the Hittites existed at all, "no Hittite king could have compared in power to the King of Judah...". As archaeological discoveries revealed the scale of the Hittite kingdom in the second half of the 19th Century, Archibald Henry Sayce postulated, rather than to be compared to Judah, the Anatolian civilization "[was] worthy of comparison to the divided Kingdom of Egypt", and was "infinitely more powerful than that of Judah". Sayce and other scholars also mention that Judah and the Hittites were never enemies in the Hebrew texts; in the Book of Kings, they supplied the Israelites with cedar, chariots, and horses, as well as being a friend and allied to Abraham in the Book of Genesis.

The first archaeological evidence for the Hittites appeared in tablets found at the Assyrian colony of Kültepe (ancient Karum Kanesh), containing records of trade between Assyrian merchants and a certain "land of Hatti". Some names in the tablets were neither Hattic nor Assyrian, but clearly Indo-European.[citation needed]

The script on a monument at Boğazköy by a "People of Hattusas" discovered by William Wright in 1884 was found to match peculiarhieroglyphic scripts from Aleppo and Hamath in Northern Syria. In 1887, excavations at Tell El-Amarna in Egypt uncovered the diplomatic correspondence of Pharaoh Amenhotep III and his son Akhenaton. Two of the letters from a "kingdom of Kheta"—apparently located in the same general region as the Mesopotamian references to "land of Hatti"—were written in standard Akkadian cuneiform script, but in an unknown language; although scholars could read it, no one could understand it. Shortly after this, Archibald Sayce proposed that Hatti or Khatti in Anatolia was identical with the "kingdom of Kheta" mentioned in theseEgyptian texts, as well as with the biblical Hittites. Others, such as Max Müller, agreed that Khatti was probably Kheta, but proposed connecting it with Biblical Kittim, rather than with the "Children of Heth". Sayce's identification came to be widely accepted over the course of the early 20th century; and the name "Hittite" has become attached to the civilization uncovered at Boğazköy.

During sporadic excavations at Boğazköy (Hattusa) that began in 1906, the archaeologist Hugo Winckler found a royal archive with 10,000 tablets, inscribed in cuneiform Akkadian and the same unknown language as the Egyptian letters from Kheta—thus confirming the identity of the two names. He also proved that the ruins at Boğazköy were the remains of the capital of an empire that, at one point, controlled northern Syria.

Under the direction of the German Archaeological Institute, excavations at Hattusa have been underway since 1907, with interruptions during both wars. Kültepe was successfully excavated by Professor Tahsin Özgüç from 1948 until his death in 2005. Smaller scale excavations have also been carried out in the immediate surroundings of Hattusa, including the rock sanctuary of Yazılıkaya, which contains numerous rock-cut relief's portraying the Hittite rulers and the gods of the Hittite pantheon.

Museums

The Museum of Anatolian Civilizations in AnkaraTurkey houses the richest collection of Hittite and Anatolian artifacts.


 
 
Talep Formu
İsim
Sipariş Miktarı
E-Mail
Telefon
İl
Adres
Alan1
Alan2
Kargo Tercihi
Mesaj
 
 
 
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi2
Bugün Toplam19
Toplam Ziyaret26392
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar2.24362.2526
Euro2.86472.8762
Hava Durumu
Anlık
Yarın
21° 6°
Saat
KİTAPLAR

Artırılmış Cinsel Doyum:ESR, Kadınlarda Ultra Orgazm    

 İndirimli Alınız


 Derin Seks: Cinsellikte Farklı Boyutlar Yeni Açılımlar:

İndirimli Allınız

 



Kadın Cinselliği Hakkında  100 Yeni Bilimsel Gerçek

Ismarlamak için tıklayınız





100 Soruda Resimli NEO-TANTRA
Tantrik Cinselliğin Sırları

Ismarlamak için Tıklayınız




Cinsellikte Farklı Boyutlar:
DERİN SEX 2. Geliştirilmiş Baskı
2014, 2 Cilt,
880 sayfa
1500 Resim




  


Cinsel Oyuncaklar:
Cinsel Oyuncakların Tarihi ve Cinsel Terapide Kullanılması

Doç. Dr. Ümit Sayın
(2014)

540 Sayfa

4000  Resim






Tantrik
Kama Sutra

Doç. Dr. Ümit Sayın

yaklaşık 300 sayfa

(2014)




KADIN VE ORGAZM

Doç. Dr. Ümit SAYIN

572  Sayfa

(2014-2015)

Use Unique Healthy Products

Alternatif Hammaddemiz: BALÇ